Alice Harikalar Diyarı, Türkiye'nin gönül dostu, sırdaşı, biricik
GÜZİN ABLASI Feyza Hn'ı ağırladı.
Röportaj:
Özgün Öztürk
A:
Siz her zaman köşenizden hayvanlara & hayvan korumacılara destek
veriyorsunuz. Varlığınız bizlere büyük güç veriyor. Öncelikle size
hoş geldiniz diyoruz. Iyi ki geldiniz sevgili Güzin Abla. Evinizde
de evcil hayvanınız var mı? Ne kadar zamandır sizinle birlikteler?
GA:
Bana ister Güzin abla, deyin…ister Feyza Algan… hiç önemi yok… bu
köşeyi annemden devraldığım 10 yıl öncesinden beri, kendimi zaten
annemle özdeşleştirdim… onun gibi olmaya, onun gibi düşünmeye
çalışıyorum.
Evet; annem gibi ben de gerçek bir hayvanseverim…Zaten benim
dünyamda, insan ve hayvan sevgisi bir bütündür. Bunun en iyi örneği
olarak da zaten annemle kendimi görüyorum…Çünkü biz yıllardır bu
köşede hem insanlara umut dağıtıp, destek olmak için çaba
gösteriyor; hem de hayvanlara yardımcı olmak, onları kollamak,
onları insanların acımasızlığından koruyabilmek için çırpınıyoruz.
Bence hayvanı sevmeyen, insanı da sevemez… O sadece korkunç bir
bencillikle yalnızca kendini sever. Hiç kimseye hiçbir canlıya
yararı olmadığı gibi, büyük bir yanılgıyla da bu dünyanın, bu alemin
sadece kendisi için yaratıldığını düşünen benmerkezci bir
insandır.Çocukluğumdan beri evde hayvan beslerim… Önceleri kedilerim
vardı… Sonra onlara bir de köpek eklendi. Ama daha sonra ben çalışma
hayatına atılınca, bir de eve aldığım kediler birer ikişer ölünce, (
o dönemlerde şimdiki gibi karma aşılar, pire ilaçları, özel mamalar
yoktu tabii) annem isyan etti. Hele en son olarak da bir kedimizin
bir başka kedi tarafından sakat bırakılması sonucu, bu yatalak
kediye annem bir yıl boyunca baktıktan sonra, artık bir süre hayvan
almamaya karar verdik.Daha sonra kızım Yonca, o kadar çok hayvan
istedi ki, onun bir hayvanla büyümesini elbette ben de onayladım.Onu
kıramadık, önce birkaç aylıkken zehirlenen köpeğimiz Tony’ yi aldık…
Onun acısı içimizi dağladı. Bu olaydan sonra Kızım gitti, Kuki’ mizi
aldı, getirdi… o bir Cooker Spaniel’di… Dünya tatlısı, çok akıllı,
çok dost köpeğimdi o benim… Onu ne yazık ki, birkaç hafta önce
kaybettik…16 yaşındaydı… Şimdi bir balığımız ve apartmanımızın
bahçesinde 12 yıldır baktığım, Pinky ‘miz var…bir sokak köpeği ama,
kangal kırması… Çok
asil, çok başka bir hayvandır…Ve de tabii Kuki’ ciğimin ölümü
üzerine dayanamayıp, resmine vurulduğum ve Ayşin Baltacan
arkadaşımızdan aldığım 2 aylık bir yeni dostum var şimdi… Gözleri
gibi adını da Mavi koyduğum, minik kediciğim… Henüz yeni bir köpeğe
adapte olamayacağımı hissediyorum…ama evde yanı başımda bir dostum
olmadan da yapamayacağımı biliyorum…(şu anda bilgisayarımın yanında
uyuyor zaten). Ben, pek çoklarının aksine, bu dünyada hayvansız
yaşanamayacağını düşünenlerden biriyim… iyi ki de öyleyim.
A:Köşenizden
sık sık hayvanlarla ilgili mesajlar veriyor, gerçek hikayeleri
okurlarınızla paylaşıyorsunuz. Farkındalık yaratma adına çok büyük
katkı koyuyorsunuz. Ancak birçok yazar "önce insan" diyor ve hayvan
korumanın sanki insan sevmemek olduğunu vurguluyor. Bu tutumları
hakkında ne düşünüyorsunuz? GA: Dediğim gibi,
ben hayvan sevmenin insan sevgisinin bir uzantısı olduğunu , ikisini
birbirinden ayırt etmenin çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Bugüne
kadar tanıdığım pek çok hayvansever dostumun, insanlar için
koşuşturan, konusuna komşusuna, akrabasına, arkadaşına, hatta hiç
tanımadıkları insanlara yardım eli uzatan, gerçek insan vasfını
taşıyan kişiler olduklarını biliyorum. Annem de böyle bir insandı…
Eh, ben de böyle biriyim, takdir edersiniz ki… Ama şunu da
söylemeliyim ki, yardımcı olduğumuz insanların büyük bir bölümünden
nankörlük görmüşüzdür…. Ama hayvanların nankör olduklarını hiç kimse
söyleyemez bana…
A:Köşeniz
toplumun çok büyük bir kesimine adeta bir yol gösterici niteliğinde.
Hayvanlarla ilgili mesajlara sık sık yer vermenizin bir nedeni de bu
mudur? Okurlarınız bu mesajlardan hoşnutlar mı? Nasıl tepkiler
alıyorsunuz?
GA:Şükürler olsun,
gazetedeki köşemi okuyan, benimle pek çok duygu ve düşüncesini
paylaşan, dostlarım olarak gördüğüm okurlarımın benimle aynı
anlayışta olduklarını görmek beni çok mutlu ediyor. Neyse ki
hayvansever okurlarım çoğunlukta… köşemde yayınlanan hayvanlarla
ilgili yazılarım da en çok ilgi görenlerin başında geliyor. Köşemin
büyük bir hayvansever grubu tarafından okunduğunu biliyorum… Tabii
birkaç sevimsiz ses çıkıyor arada bir…ama o kadar da olur elbette…
binlerce okur arasından birkaç zıt fikir çıkacaktır…
Bir dönemlerde, evde köpek beslemenin melekleri
kaçırtacağını söyleyen bir ilahiyat profesörüne karşılık yazdığımız
bir yazı nedeniyle, bizi kınayan ve peygamber efendimizden akıl
almaz örnekler veren birileri olmuştu mesela…
A:Toplum
genelinde artan şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz? Hayvanlara
uygulanan şiddetin artışıyla bunun arasında bir bağ olduğuna
inanıyor musunuz?
GA:Evet,
ne yazık ki… en çok dinden, imandan, dindarlıktan söz edilen böyle
bir dönemde, şiddetin, cinayetin, akıl almaz katliamların,
intiharların, saldırıların da inanılmaz bir şekilde arttığını
görüyoruz… Bu nasıl bir ters orantıysa bilemiyorum… Ve de tabii
bunun hayvanlara uygulanan vahşetle aynı paralelde olduğunu görüyor
ve hiç yadırgamıyorum… Sizin sürekli paylaştığınız Pytagores’un şu
ünlü :" İnsan kendisinden aşağı canlıları yok etmeye cüret ettiği
sürece sağlık ve huzur yüzü görmeyecektir. İnsanlar hayvanları
katlettiği sürece birbirlerini de öldürmeye devam edeceklerdir.”
Sözü çok büyük bir gerçeği dile getiriyor.Ayrıca bence hayvanlar,
özellikle de can dostlarımız Köpekler,
insanlara insanca yaşamayı öğretirler.
Çünkü onların dünyasında; fesatlık, riyakarlık, kalleşlik, arkadan
dedikodu yapmak, aldatmak, dolandırmak, kendinden zayıfa eziyet,
işkence yoktur.
Onların dünyasında, sadece, ölünceye kadar süren o eşsiz gerçek ve
içten sevgi vardır.
A:Hayvanların
yaşam hakkına saygı duyulması adına topluma iletmek istediğiniz özel
bir mesajınız var mı? Bizler aracılığıyla okuyucularınız, hayvan
sahipleri ve hayvan korumacılarla paylaşır mısınız?
GA:Yüksek
öğretim üyesi bir hocamız; bir ilahiyatçı, bir hadisi örnek
göstererek “Bir kimse, sokakta aç gezen bir köpeği doyursa,
susuzluktan dili yapışmış bir köpeğe su verse, yarasını tedavi etse,
bu Kabe'ye gitmekle eşdeğerdir.” diyor…Kısacası, toplumda
özellikle köpeklerle ilgili yanlış düşüncelerin, akıl almaz,
düşmanlığın beni çok üzdüğünü söylemek istiyorum.Ben Allah’ın her
yarattığı varlığın kutsallığına inanıyorum… Bu nedenle özene bezene
ve türlü hasletlerle donattığı hayvanların aşağılanmasını, kötü
görülmesini, nefretle karşılanmasını, Yaratan’ımıza karşı bir
saygısızlık ve inançsızlık olarak kabul ediyorum. Hayvanların, insana verdiği sevgi öyle bir sevgidir ki, bu
sevgide ne riya, ne kalleşlik,ne aldatma, ne yalan, ne iftira
göremezsiniz… Zaten ben Tanrı’nın hayvanları (tabii daha çok evcil
hayvan demeliyim) insana sevgiyi öğretmek için yarattığını
düşünüyorum. İşte çocukların bunun için mutlaka bir hayvanla
birlikte büyümesi gerekiyor… Hem sevgiyi, hem de sorumluluğu
öğrenebilmeleri için…
Aslında insanoğlunun, doğanın bir parçası olduğunu ve diğer
canlılardan çok da fazla ayrıcalıklı olmadığını öğrenmesi gerekiyor.
Bu nedenle Dünyayı diğer tüm canlılarla paylaşmaya alışmalıyız. Tüm
doğanın ve dünya üzerindeki her şeyin sadece kendine ait olduğu
düşüncesi yalnız insan türünde görülüyor.
A:Bize bunca yoğunluğunuzun içinde vakit ayırdığınız için çok
teşekkür ederiz. Varlığınız bizlere güç veriyor. İyi ki varsınız
sevgili Güzin Abla....
GA:Ben
hayvanlara yıllarımı verdim... gece yarıları,sokaklarda sevgili
merhum Prof.İsmet Sungurbey gibi, elimde torbalar dolaştım
durdum...kapıcılardan küfür ve hakaret dinlememek için kış
gecelerinde ayazda astım krizi geçire geçire yine de o masum
sevgililerime koştum... Barınaklarda koşuşturdum durdum... Onlar
uğruna pek çok kez mahkeme koridorları aşındırdım... Birçok dernek
dolaşıp, umutla onlara sarıldıktan, elimden geldiğince hepsine türlü
yararlar sağladıktan sonra, hayal kırıklıklarım nedeniyle bu
derneklerden kendimi sıyırdım...Çünkü baktım, burada insanlar
birbirleriyle uğraşıyor, birbirlerinin gözlerini oymaya
çalışıyorlar, hayvanlar için mücadele edip onlara yararlı olmaya
bakacaklarına tüm enerjilerini birbirleriyle kavgaya harcıyorlar… O
zaman onlardan kendimi uzak tutmaya çalıştım, çünkü böyle insanların
hayvana hiçbir yararı olmayacağını gördüm. Yine de bu dönemde öyle
eşsiz ve öyle inanılmaz insanlar da tanıdım ki... biliyorum hepsi
hayvanlar için canlarını seve seve verirler...tıpkı benim ve Bekir
Coşkun gibi... Ama, bu ortamda ne yazık ki birbirinin gözünü oyacak
durumda çok kişi var... Ön planda olma hevesi içindeler. Ben
onlardan uzak durmaya çalışıyorum...Çünkü onların hiç kimseye
özellikle de canlarımıza hiç yararları yok.
Ve tabi beni
kahreden bir sorundan da söz etmek istiyorum…bu kan davalılar
dışında, hayvanlar üzerinden rant sağlamaya bakan, hayvansever
kisvesi altında, onlara en büyük eziyeti çektiren gruplar var ki,
onları ancak Allaha havale ediyorum. Var gücümle inanıyorum ki,
hayvana kötülük eden, mutlaka bir gün bunun cezasını görecektir…
Duygularımı ve düşüncelerimi paylaşabilmek için bana bu
fırsatı verdiğiniz için asıl ben size çok teşekkür ederim…
Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, can dostlarımız için
mücadelenizi yürekten destekliyorum.