Sorularınız ve sevgileriniz için: dimitri@yasamhakkinasaygi.com

 KEDİ AİDS’ İ (FIV) 

Kısaca FIV olarak adlandırdığımız virüs, kedi aids’i hastalığına neden olan “Feline Immunodefiency Virus Retrovirus” familyasındandır. İnsanlarda aids’e neden olan HIV ile aynı familyaya ait olmasına rağmen; retroviruslar türe spesifik olduklarından sadece kedilerde hastalık oluştururlar. Sanılanın ve korkulanın aksine kesinlikle insana veya başka türden bir hayvana bulaşmaz.

FIV virusu kedilerin salyasında yoğun miktarda bulunduğundan hastalık genellikle kediler arası kavgalarda, çiftleşme esnasında alınan ısırık yaraları ile bulaşmaktadır. Dişi kedi virüsü çiftleşme döneminde almış ise intrauterin yolla (Gebelik döneminde anneden yavruya) yavrularına bulaştırabilir. Yine aynı şekilde emzirme döneminde de anneden yavruya bulaşma görülebilir.  

Kedilerde hastalığın semptomları hastalığa spesifik değildir. Genelde bu hastalık, insanlarda olduğu gibi bağışıklık sistemine saldırdığından yakalanılan ikincil hastalıkların semptomları görülmektedir. En çok rastlanılan  semptomlar ateş, lenf yumrularının büyümesi, kilo kaybı, ağız enfeksiyonları, hapşırma ve burun akıntısı ile seyreden üst solunum yolları enfeksiyonları, gözlerde hiperemi (kızarma) ve bulanıklaşma, ishal, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, kıl yapısında ve deride bozulmalar, deride bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle mantar ve uyuz gibi hastalıkların meydana çıkma olasılığının artması, sinir sisteminin etkilenmesi ile sinirsel semptomlar, anemi ve tümoral olguların sağlıklı hayvanlara göre 5 kat daha fazla görülmesi olarak sayılabilir. 

Erkek kedilerde hastalığın görülme sıklığı dişilere oranla 2 kat daha fazladır. 

Hastalığın kesin tanısı ELISA, WB ya da IFA gibi laboratuar yöntemleri ile konmaktadır. Teşhise yardımcı olan, veteriner kliniklerinde bulunan kitlerden faydalanılmaktadır.

 

 

FIV’in maalesef ki kesin tedavisi yoktur. Tedavide ikincil enfeksiyonları engellemek için; antibiyotikler, vücudu desteklemek amacı ile serum tedavileri, vitaminler, iyi beslenme, gereken durumlarda kemoterapi ve en önemlisi ufak dostlarımıza stresten uzak bir yaşam sağlamak gerekir.

Uzun süre aşısı bulunamayan bu hastalık için son dönemlerde aşı çalışmalarında başarı sağlanmıştır. Artık bu hastalığın aşısı bulunmaktadır. Aşılanmamış kedilere oranla aşılanan kedilerin %67 oranında hastalıktan korundukları tespit edilmiştir. 

FIV pozitif olan kedileri sahiplenip ev ortamında bakmak hem onları kolaylıkla yakalanabilecekleri diğer hastalıklardan korumak, hem de hastalığı diğer kedilere bulaştırmalarını önlemek amacı ile uygun bir davranış olacaktır. 

Küçük-büyük, 2 ayaklı-4 ayaklı, kanatlı-kanatsız demeden tüm bedenlerde atan yüreklere saygılı olan herkese sevgilerle…

 KEDİ VE KÖPEK TÜYÜ KİST YAPAR MI? 

“Eyvah! Ufak dostumun tüyünü yuttum kist kapar mıyım?”

“Ben hayvanları çok seviyorum ancak tüylerinden kist kapmaktan korkuyorum.”

Belki de en büyük şehir efsanelerinden biridir ufak dostlarımızın tüyünün bizde kist yaratacağı. Bu yüzden de hep daha bir çekingen yaklaşırız ufak dostlarımıza. Onlara sıcak bir yuva sağlama olasılığını da bu yüzden geri çeviririz.

Evet, insanlara bulaşan ve “kist hidatik” denen bir hastalık mevcut. Ancak bu hastalık hakkında yanıldığımız birçok nokta var.

Kist hidatik olarak adlandırdığımız bu hastalığın asıl nedeni, sanılanın aksine; kedi ve köpeklerin tüyleri değil; Cestode sınıfının Taenidae familyasına ait bir parazit olan Echinococcus’dur. E. granulosus, E.multilocularis, E.vogeli ve E.oligarthus olarak adlandırılan 4 türü vardır. Bunlardan en yaygın görüleni E.granulosus'tur. Bu parazitin erişkin şekilleri ana konakçı olan kedi, köpek, kurt, tilki gibi hayvanların bağırsaklarında bulunur. Larva şekilleri ise ara konakçı olan koyun, keçi, sığır, deve, domuz, at, eşek, manda , karaca, geyik, çeşitli kemirgenler ve insanlarda kist içinde yaşarlar. Kedi ve köpeklerin dışkılarıyla atılan bu parazitin yumurtaları ağız yoluyla alındığında insanı enfekte eder. Alınan bu yumurtalar bağırsaklarda açılarak bağırsak duvarını geçer, kan ve lenf yoluyla öncelik sırasıyla karaciğer, akciğer, diğer organ ve dokulara yerleşerek kist formunda yaşamlarını sürdürürler. İşte kist olarak bahsedilen aslında budur. Yani kistler, küçük dostlarımızın tüyleriyle alakalı değildir. Çünkü normal bir tüy bizim kendi saçımızdan farksızdır.

Peki bu hastalıkta tüyün rolü ne ve niye hepimiz evcil hayvan tüylerinden bu kadar korkuyoruz diye sorarsanız; cevap; tüylerin bu parazitin “yumurtasını” taşıma riski olmasıdır. Biraz daha açarsak, paraziti taşıyan kedi ve köpeklerin tüylerine parazitin yumurtaları yapışır ve yumurtaların yapıştığı bu tüyler havada uçuşurlar. Uçuşan bu tüyleri de ağız yoluyla alma riskimiz bulunur. (Suçlu olan tüy değil; tüye yapışmış olan parazit yumurtasıdır).

Ufak dostlarımızın tüylerini yok edemeyiz. Ancak bu paraziti 3 ayda bir ufak dostumuza yaptıracağımız parazit tedavisiyle yok etmemiz çok kolaydır. Bu yüzden uçuşan tüylerden hiçbir korkunuz olmasın!

Ayrıca bu hastalığa yakalanmamızda tüyden ziyade; iyi yıkanmamış çiğ sebze ve meyveler, kirli içme ve kullanma suları daha fazla rol oynar. Paraziti taşıyan kedi, köpek, kurt, tilki gibi hayvanların dışkılarıyla kontamine olan (temas eden, bulaşan) bu tür gıda maddelerinin iyi yıkanmadan tüketilmesi sonucu bu hastalığa yakalanma olasılığımız çok daha yüksektir.

Alacağımız ufak önlemler ile bu kadar korkulan kist hidatik hastalığından korunmamızın çok da zor olmadığını açıklamaya çalıştım.Siz de bundan sonra bir evcil hayvan sahibi olmak istediğinizde tüylerden korkmayacaksınız.

Küçük-büyük, 2 ayakli-4 ayakli, kanatli-kanatsiz demeden tüm bedenlerde atan yüreklere saygılı olan herkese sevgilerle…

 

Kuduz hakkinda bildiklerimiz, bilmediklerimiz ve yanlis bildiklerimiz                                          

     Cok korkulan ve hala bas edemedigimiz kuduz hakkinda acaba ne kadar bilgi sahibiyiz? Hepimizin fikir sahibi oldugu bu durumu kisa da olsa tekrar gozden gecirmeye ne dersiniz?

Kuduz; hasta hayvanin isirmasi sonucu ve ya enfekte tukurugun butunlugu bozulmus deri yada mukozalara (goz,agiz, burun ic duvari gibi) temasi yoluyla bulasan ve akut beyin iltihabi sonucu olumle biten virutik bir hastaliktir.

Kuduz hastaliginin etkeni Rabies virusudur. Rabies virusu vucut disina ciktiginda dogal sartlarda kolayca denature olabilen bir virustur. Ornegin gunes isigi, ultraviole gibi; X-ray ve deterjanlar ile de kolayca etkisiz kalabilir. Ancak virusun uygun sartlar (0-4°C’ta) buldugunda yillarca stabil kalabilecegi akildan cikartilmamalidir. Bu bilgiler, virusun uygun ortam buldugu zaman vucut disinda da canli kalabilecegini ve herhangi bir isirilma durumu olmadan da insanlari ya da hayvanlari enfekte edebilecegini gostermektedir.

Dogadaki tum vahsi memeliler ve eger asilanmamislarsa kopek, kedi, inek, esek gibi evcil memeli hayvanlara bulasabilir ve bu hayvanlar tarafindan isirilan insanlara bulasarak hastalik olusturur.

Sanildiginin aksine sincap, sican, fare, hamster gibi kemirgen hayvanlar ve tavsanlar tasiyici degildir ve bu hayvanlar tarafından isirilma bir risk olusturmaz.

Kus, yilan, balik, kaplumbaga, kertenkele ve boceklerde asla kuduz virusu bulunmaz.

  Bir ilginc nokta da butun hayvanlar bu enfeksiyon sonucu olurlerken; yarasanin etkilenmemesidir. Kan emici yarasalar; kuduz virusu tukuruk bezlerine yerlestigi halde hastalanmazlar fakat; tukuruk bezlerine yerlesmis virusu isirdiklari diger hayvanlara ve ya insanlara bulastirabilirler. 

Hastaligin semptomlari nedir ve nasil anlasilir?

Hastaligin gidisatina göre uc farkli safhasi vardir: Baslangic (sakin) donemi, saldirgan donem ve felc donemi. Hastalik belirtileri ortaya ciktiktan 3-7 gun sonra hayvan olur. Baslangic donemi: 2-3 gun surer. Davranis bozukluklari olur ve beden isisi artar. Hayvan isirik bolgesini yavas yavas isirmaya ve tirmalamaya baslar.

Saldirgan donem
: 2-4 gun surer. Kuduz kedi ve kopek, baslarda urkek ve korkak olur. Alisik olmadigi gidalari yeme istegi olur. Istah azalir buna karsin su icme isteginde belirgin bir artis gorulur. Hasta hayvan sik sik idrar yapar, yara yerini kasir. Gozlerde irilesme ve kizariklik olur. Hasta hayvanlar los yerlere saklanmayi sever cunku hayvanda fotofobi baslamistir.. Kediler dolap ve kanepe altlarina saklanir.. Bilinc giderek kaybolur ve hircinlasarak her seye karsi olur. Sahibinin emirlerini dinlemez. Her onune gelen canliyi, bu arada sahibini de isirir. Kopekler evi terk ederek  bir daha geri donmez. Agizdan bol salya akar. Sonra, bogazda baslayan agrili kasilmalardan dolayi, hasta, su icemez. Bunu beceremediginden dolayi huysuzlasir. Halk arasinda bu durum "su korkusu" olarak adlandirilir. Maksatsiz havlama ve miyavlama dikkati ceker. Normalde kopeklerden cok korkan kediler, kuduz hastaliginda cekinmeden kopeklere saldirirlar.
Felc donemi: 2-4 gun surer. Hastalik ilerledikce oncelikle isirilan organdan baslayan ve daha sonra tum vucuda yayilan felcler meydana gelir. Havlamasi degisir ve salyasi belirgin olarak artar. Hayvan rahat hareket edemez, dengesini kaybeder, zig-zag çizerek yurur ve daha sonra yere düser. Tam felc gelismesinden sonraki 1-2 gun icerisinde hayvan olur. Klinik belirtiler ortaya ciktiktan sonra hastaligin tedavisi yoktur. Kuduza yakalanmis hayvanlar 1 hafta icinde mutlaka olurler. 

Peki ne yapilmali?

Saglikli bir gorunumu olan kopek, kedi veya diger bir evcil hayvan, insani isirdiginda, o hayvan hemen yakalanmali ve 10 gun boyunca gozlem altinda tutulmalidir. Bu sure icinde hayvanda kuduz gorulmezse, Korkulacak bir sey yok demektir. Eger bu sure icerisinde olum gerceklesir ise saldirgan hayvanin beyni  incelemeye alinir. Beyinde Negri cisimciklerinin saptanmasi ile hastaligin teshisi konulmus olur.

Süpheli bir hayvan tarafindan isirilan kisinin yarasi sabunlu ya da deterjanli su ile bolca yikanmalidir. Cok basit gibi gorulen bu uygulamanin ozellikle yuzeysel yaralarda riski % 90 oraninda azalttigi saptanmistir. Yaraya bir antiseptik ( %40-70 lik alkol, iyodin v.b ) uygulanmalidir. Gerisi ne bana ne size kalmis. Devreye doktorlar girmeli ve sizi yonlendirmelidirler.

Evde baktigimiz veya sokakta besledigimiz, etrafimizda bulunan ufak dostlarimiza muhakkak senede 1 defa olmak uzere kuduz asisi yapilmalidir. Bu kadar korkulan bir durum olan bu hastaligi kontrol altina almak ufak bir asidan ve biraz bilincli olmaktan gecmekte.

Aslinda cok daha kapsamli bir konu olan kuduzu animsamak adina kisaca hastaliktan bahsetmeye calistik. Kucuk, buyuk, 2 ayakli, 4 ayakli, kanatli, kanatsiz demeden tum bedenlerde atan yureklere saygili olan herkese sevgilerle…

Veteriner Hekim Dimitri Malahtari