Resimde
de görüldüğü gibi, biz Şeker Kedi Tarçın’la bir elmanın iki yarısı
gibiyiz.
Neler yaşıyorsak, neler hissediyorsak, birbirimizin dilinden
anlıyor, ama kendi
dillerimizde ifade ediyoruz. Başkaları bunu anlamıyor ama artık
“ne dedi?” diye soruyorlarsa, onlar da bizim aramızdaki
iletişimin farkında
demek ki.
Tarçın
ve kardeşleri, kendi istekleri ile benim çocuklarım olmadılar
elbette.
Ama onun sayfasında da belirttiğim gibi (www.tekcatimiz.info),
dağlarda,
bahçelerde kör bir kurşunun hedefi olmaları ya da aç kalmaları
düşüncesine dayanamadığım için, benim tercihimle oğullarım ve
kızlarım oldular.
Bundan
sonra, zaman zaman bu köşede Tarçın’ın ağzından -kendi dilimde-,
birlikte yaşamanın püf noktalarını sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Ben bir anne
olarak, onların keyifli yaşamaları ve eve hapsedilmelerinin acısını
hafifletmek için,
evde çeşitli düzenlemeler yaparım. Birlikte deneriz, olmuyorsa
değiştiririz.
Evin diğer iki ayaklı ahalisi de buna itiraz etmez.
Neden
diğer kardeşleri değil de, Tarçın diye merak edebilirsiniz.
Tarçın, 4 yıldır diyabet/şeker hastalığı ile yaşamayı öğrendi ve
başardı. Bu adı
bilinen ama kendisi çok iyi tanınmayan hastalık, aslında
başedilebilen bir
durum olmakla birlikte, yeterince bilinmediğinden ötürü hayvanlar
acılar çekiyor, çoğunlukla da yaşamlarını kaybediyorlar. Tarçın da
aynı
süreçlerden geçti ve çektiği eziyetler, boşa geçirilen tehlikeli
zamanlar,
bu köşede ayrıntılarıyla verilecek ki, başka diyabetik hayvanlar da
aynı
acıları çekmeden teşhis konulsun, tedavi bir an önce başlasın.
Çok
yakında, ayrıntılarda buluşmak üzere sevgiyle, sağlıkla kalın...