Merhaba! 

Resimde de görüldüğü gibi, biz Şeker Kedi Tarçın’la bir elmanın iki yarısı gibiyiz.
Neler yaşıyorsak, neler hissediyorsak, birbirimizin dilinden anlıyor, ama kendi
dillerimizde ifade ediyoruz. Başkaları bunu anlamıyor ama artık
ne dedi?” diye soruyorlarsa, onlar da bizim aramızdaki iletişimin farkında
demek ki.   

Tarçın ve kardeşleri, kendi istekleri ile benim çocuklarım olmadılar elbette.
Ama onun sayfasında da belirttiğim gibi (www.tekcatimiz.info), dağlarda,
bahçelerde kör bir kurşunun hedefi olmaları ya da aç kalmaları
düşüncesine dayanamadığım için, benim tercihimle oğullarım ve kızlarım oldular.  

Bundan sonra, zaman zaman bu köşede Tarçın’ın ağzından -kendi dilimde-,
birlikte yaşamanın püf noktalarını sizlerle paylaşmaya çalışacağım.  Ben bir anne
olarak, onların keyifli yaşamaları ve eve hapsedilmelerinin acısını hafifletmek için,
evde çeşitli düzenlemeler yaparım. Birlikte deneriz, olmuyorsa değiştiririz.
 Evin diğer iki ayaklı ahalisi de buna itiraz etmez.  

Neden diğer kardeşleri değil de, Tarçın diye merak edebilirsiniz.
Tarçın, 4 yıldır diyabet/şeker hastalığı ile yaşamayı öğrendi ve başardı. Bu adı
bilinen ama kendisi çok iyi tanınmayan hastalık, aslında başedilebilen bir
durum olmakla birlikte, yeterince bilinmediğinden ötürü hayvanlar
acılar çekiyor, çoğunlukla da yaşamlarını kaybediyorlar. Tarçın da aynı
süreçlerden geçti ve çektiği eziyetler, boşa geçirilen tehlikeli zamanlar,
bu köşede ayrıntılarıyla verilecek ki, başka diyabetik hayvanlar da aynı
acıları çekmeden teşhis konulsun, tedavi bir an önce başlasın. 

 Çok yakında, ayrıntılarda buluşmak üzere sevgiyle, sağlıkla kalın...

 Dr. H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU