çok yaşlılar, el eleler

Cok yaslilar, el eleler, cok zamandir da birlikteler. Televizyonda 72 yillik evli japon cifti izliyorum.

Nasil el eleler, nasil isik saciyorlar, nasil da tatlilar..

Rekorlar kitabina gireceklermis. Ciftin erkegine bu kadar uzun yasamanin sirrini soruyorlar, cevapliyor:

"bircok hayaliniz olmali ve yasamayi gercekten istemelisiniz"

Ne kadar basit degil mi aslinda?

Bir cok hayalimiz var mi gercekten? Hayallerimizin pesinde kosarken aslinda yasama da meydan mi okuruz?

Hayaller bizim yakitimiz midir?

Ve gercekten yasamayi ister miyiz biz?

Isteriz ki hayatimizda hersey yolunda olsun.

İsteriz ki isimlerimizin onunde bizim markalarimiz olsun : is adami, doktor, bilmemne dernegi baskani. Evet evet ismimizin onune gelen bu sifatlarla biz biz oluruz. Sifatin icini doldurur muyuz, o sifati hak eder miyiz, orasi bilinmez ama onlara pek bir deger veririz. Cunku onlara genel olarak pek bir deger verilir, toplum nezdinde itibar kazanilir.

Dedim ya isteriz ki hayat hep gulluk gulistanlik olsun.

Aslinda pek de ugrasmadan herseye sahip olmak isteriz.

Maddi anlamda hep daha fazlasini isteriz. Maddiyatin fazlasi daha fazla para ile saglanacaktir. Bir turlu yetmez o para bize. Hep daha fazlasi, daha iyisi, daha luksu.

Sonra eslerimiz olur. Nedense bircok evlilikte de ayni daha fazlasi mantigi hakim olur. Daha guzel es, daha genc es, daha varlikli es, daha zengin es…Boyle daha fazlasinin pesinde kosar dururuz tum hayatin hengamesi icinde.

Bu adamcagizin hayalleri nelerdi?

Ne kadarini gerceklestirdi?

Hala hayalleri var midir?

Yoksa artik ölümü cok yakindir da hayalleri son bulmus mudur?

Bir insanla 72 yil beraber olmak nasil bir histir?

72 yillik bir evlilige kac cocuk, kac torun, kac torun cocugu sigar?

Onlar nasil guzel yuzlerdir?

Nasil isik sacmaktadirlar?

Nasil sevgi akmaktadir yuzlerinden, kalplerinden…

Cok yaslilar, el eleler, birlikteler…

Ne guzel!

 

Ozgun Ozturk, 19.08.2005