![]() |
![]() |
![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||||||||||||
|
EVCİL HAYVAN MALZEMELERİ
“Bir elmanın iki yarısı” başlığıyla “Yaşam
Hakkına Saygı” okurlarına merhaba diyeli, çok uzun Tabii bu zorunlu yatay pozisyon, pisiciklerim için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Normal günlerde oturan anını yakalamakta zorlandıkları annelerinin, yanıbaşlarında yatıyor olması nedeniyle, büyük bir olgunluk içinde ne yemek istediler, ne de oyun. Evin hırçın ve huysuz kızı Minnoş bile, battaniyenin altında bacaklarımın arasında hiç uyanmadan günlerce yattı. Bir ara, yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek zorunda kaldım. Bu hastalıklı günlerde, yine de birşeyler yapmaktan kendimi alamadım ve geçen hafta Sabah Gazete’sinin Cumartesi ekinde, Tarçın’ın diyabetle mücadelesini ve onunla yaşamasını konu alan röportajın sorularını cevapladım. Oğlumun kocaman göbeğini ve konuşan bakışlarını görenler, telefon ve mesaj yağdırdılar. Böyle bir işe evet dememin nedeni, elbette Tarçın aracılığıyla popülarite sağlamak değildi. Nitekim yayının ardından, kedilerinde diyabet olduğu tespit edilen ya da diyabetten şüphelenen kedi sahipleri iletişim kurdular ve özellikle Methylcobalamin’li B12 temini konusunda yardımlaşmaya başladık. Bir de Tarçın’a yazılan şiir vardı ki, onu yakında Tarçın’ın sayfasında yayınlayacağım. Bu sayfaya yazacağım ikinci yazının içeriğini düşünürken, 26 Ocak tarihli Hürriyet’in ekindeki bir yazı dikatimi çekti. Banu TUNA’nın “Keşke Şakir’le çarşıya çıkıp, vitrin bakabilsek” yazısını görünce, o konu ile başlamaya karar verdim. Yazı özetle, 4 aylık bir yavru kedi tarafından sahiplenilen Banu Hanımın, pet shoplarda ve mağazalarda gördüğü ve albenisine kapılıp satın aldığı kedi eşyalarının çeşitliliği ve kedisinin bunlara yüz vermemesi ile ilgili.
Sanırım pek
çoğumuz benzer hataları yapmışızdır. İşe yarayacağı satıcı
tarafından hararetle önerilen bu
Bir de tuvalet meselesi vardı. Çocukluğumdan beri evimizde pek çok hayvan dostumuz olmuştu. Hatta bir keresinde annemle evmizin bitişiğindeki arsada bir sıpa bulduğumuzda, ikimiz de babama onu almak için saatlerce dil dökmüştük. Sonunda babam onun sahipsiz olmadığına bizi zor ikna edebilmişti. Ama özellikle kedi, evimizden eksik olmazdı. Urfa’dan Ankara’ya taşınırken, babam ağlamalarıma dayanamayıp, kedim Boncuk ve horozum Kral’ı da kamyonun tepesinde birer büyük kutuya koyup Ankara’ya gönderdiğinde, sevinçten ölecektim. Şimdi düşünüyorum da, yavrucuklar kimbilir o sıcakta nasıl bunalmış ve korkmuşlardır.
Yine o yurt dışı gezilerinden birinde de, üzerinde “kedi
çimi” yazan ve içinde bir tutam çim tohumu ile birkaç küçük taş
parçasının olduğu küçücük bir kutuya, hayranlıkla 10 Mark gibi bir
para ödemiştim. Sonra Ulus’taki baharatçıları dolaşırken aynı
Aslında deneyip, kenara bıraktığım malzeme ve oyuncakların sayısı hayli fazla. Diğerlerini de sırası geldikçe sizlerle paylaşmak istiyorum ki, mütevazı dostlarımız için bizler gibi bilinçsiz tüketim yapmayın. Sevgilerimle. Dr. H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU
|
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||