fark edebilsek keşke

fark edebilsek keske...

onlar ya da biz yok aslinda, hepimiz bir'îz Tanrisal planda...

doga, insanlar, hayvanlar, dunya, evren...

bugun hayvanlari koruma gunu, onlari yilda bir kez olsun hatirlayalim diye.

tum hayvanseverler bir telas icinde, seslerini duyurma cabasi, sorunlara biraz olsun dikkat cekebilme tasasi.

toplaniyorlar cesitli meydanlarda, barinaklarda, sokaklarda. ellerinde pankartlar, karsilarinda basin mensuplari, konusmalar, sorunlari anlatmalar...

sonra yarin oluyor. yarin gazetelerde haberler cikiyor.

sonra tekrar yarin oluyor. ve hayvanlar unutuluyor.

bakin hani su ''bir''lik dedikleri sey var ya, nasil bi sey biliyor musunuz? dilim dondugunce ve bildigim kadariyla anlatabilsem keske.

''bir'' olmak su demek, aslinda hepimizin enerjisi bir titresiyor, biz evrenden, dunyadan ayri degiliz, hersey bir titresiyor, enerjisi bir. yani hani o nefret ettigimiz arkadasimizla da bir'iz, tekmeledigimiz hayvanla da, manzaramizi kapatiyor diye kestigimiz agacla da, sirf eglence olsun diye avladigimiz hayvanlarla da...

zarar verdigimiz her canlida, aslinda kendimize zarar veriyoruz, dunyamiza zarar veriyoruz. kendi eenrjimizi yok ediyoruz.

ve bunu fark edebildigimiz olcude insan oluyoruz.

cevremizde olan biteni fark edebildigimiz olcude buyuyoruz

oralarda bir yerlerde, bir seyler oluyor. hayvanlar bizim sehirlerimizde hapis ediliyor. hayvanlar sokaklarimizda dayak yiyor, gozleri oyuluyor, tecavuze ugruyor. 12 yasinda bir cocuk sokagindaki kopegi yakiyor ve tasliyor. birileri rahatsiz oluyor da barinaklara konuyor, acliktan, hastaliktan ya da parcalanarak ölüyor.

evet, bunlar oluyor, tum bunlari sadece bir avuc ''hayvansever'' denilen kisi biliyor.

bircogumuz ise tum bunlardan habersiz, fanustan dunyalarimizda yasiyor, rahat yataklarimizda huzur icinde uyuyoruz.

neden bu dunyadayim diye dusundunuz mu hic?

neyi fark etmeliyim?

gercekten fark ettigim olcude mi buyuyorum?

hasta olmadan hastaligi fark etmezsiniz, hasta olani anlamazsiniz.

dusup de ayaginizi incitmeden o aciyi bilmezsiniz, dusmus birinin acisini anlayamazsiniz.

tum malinizi, paranizi kaybetmeden kaybetmeyi bilmezsiniz.

Para sıkıntısı cekmeden yokluk nedir anlamazsiniz.

hep yasadikca fark edersiniz, fark ettikce de tekamul edersiniz...

simdi sizlerden bir sey rica ediyorum.

bugunden itibaren sokaginizdaki agaci, hayvani fark edin. o agaca bir su vermeyi deneyin. ya da hayvana artik yemeklerinizi, suyunu.

balkonunuza konan kusu fark edin. bayat ekmeklerinizi onunla paylasin. yerkenki o telasini gorun. sonra siz her balkona ciktiginizda nasil da hemen geldigini, sizi oralarda bi yerlerde bekledigini...

yolda giderken uyuzdan aci icinde kivranan hayvanlari fark edin. alip tedavi ettirmeyi deneyin.

gozlerine bakmayi deneyin, size ne anlatiyorlar, hikayeleri ne, gormeye calisin.

lutfen bugunden itibaren onlari fark edin.

hayvanlari fark edin, onlara yardim edin, onlari evlat edinin...

onlar biz insanlar icin yaratilmis birer ''sebze'' degil...onlar da aci cekiyor, onlar da bizim gibi iletisim kuruyor, onlar da duygulaniyor, onlar da uzuntuden intihar ediyor, onlar da kanser oluyor. onlar bize unuttugumuz bir yanimizi hatirlatmaya calisiyor:

sevgi, kosulsuz sevgi, beklentisiz, cikarsiz...

sevmek bir baska canliyi, canini verme pahasina, hic dusunmeden, kalpten...

bir deneyin, sonra da deneyimleyin:

huzuru, mutlulugu, bir'ligi...

biliyorum, bazilariniz yine o sacmasapan hayvansever yazilarindan biri diye dusunecek ve yine fanuslarda hayata devam edecek. tipki seralarda yetistirilen bitkiler gibi yasayip sonunda ölecek. hic fark etmeden, camlarin otesine bakmadan. 

ama aranizdan birkaci bile fark etse, birkac can kurtuldu demektir...

dunyamiz daha mutlu demektir... 

onlar ya da biz yok aslinda, hepimiz bir'îz Tanrisal planda...

doga, insanlar, hayvanlar, dunya, evren...

 

ozgun ozturk, 4ekim 2004

izmir